🦅 KUZEY ÜST | ⚽ MAÇ GÜNÜ: BEŞİKTAŞ vs KOCAELISPOR 🕒 8 saat önce BEŞİKTAŞ - KOCAELISPOR KARŞILAŞMASI Kara Kartal'da Gündem: Ender Arslan, 2010 dünya ikinciliğini anlattı Fotoğraf: Haber Görseli (Habertürk Spor Kaynaklı) İSTANBUL — Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen 2010 Dünya Şampiyonası'nda finale kadar yükselerek dünya ikinciliği yaşayan milli takımın önemli isimlerinden biri olan eski milli basketbolcu ve A Milli Erkek Basketbol Takımı Yardımcı Antrenörü Ender Arslan, turnuvaya ilişkin unutamadığı anıları anlattı. Arslan, 2010 kadrosunun en önemli gücünün oyuncular arasındaki güven ve arkadaşlık olduğunu belirtirken, mevcut milli takım jenerasyonunu da o dönemdeki takıma benzettiğini söyledi. 2010 Dünya Şampiyonası öncesinde zorlu bir hazırlık d...
Burası
İnönü
burdan çıkış yok…
Her takımın kendileri için
mabet diye adlandırdıkları stadyumları vardır. Zamanla bu statlar ya yıkılıp
yeniden yapılır ya da endüstriyel futbola yenik düşüp isimleri değişir. Bu
isimler değişse de takımın taraftarları için ilk isimleri veya sponsorsuz
isimleri hep hafızalarda kalır.
Bizim mabedimiz ise İnönü ise
bizde bu konu üzerinde bir yazı yazlım dedik. Aslına bakarsanız ilk kısımda
biraz neymiş bu İnönü Stadyumunun tarihi diyeceğiz.
Osmanlı’da Futbol
Osmanlı coğrafyasında futbol
1800 yıllarına sonlarına doğru Selanik ve İzmir’de Müslüman olmayan Levanten ve
Rum aileler tarafından oynanmaya başlandı. Aslında Müslümanlar futbolu
seyrediyorlar ama dinen uygun olmadığı için oynayamıyorlardı. İlk futbol kulübü
1894 yılında İzmir’de Football Club Smyrna (İzmir Futbol Kulübü) adında şehrin
meşhur Levanten aileleri olan Giraud, Chernaud ve Whittal tarafında kuruldu.
Futbol Osmanlı payitahtı ile
ise 1899 yılında Fuat Hüsnü Kayacan ve arkadaşları tarafından Kadıköy’de
kurulan Black Stocking Football Club adında kurulan kulüple tanıştı. 1902’de
ise sadece Türklerden oluşan futbol takımı Kadıköy’de kuruldu, fakat her iki
takımda baskılara yenik düşüp kapandı. Bundan sonra çeşitli dönemlerde Osmanlı
içerisindeki azınlıklar tarafından futbol takımları kuruldu ve Pazar Ligi adı altında
maçlar yaptılar.
Ta ki 1910 yılında Beşiktaş
Jimnastik Kulübünün futbol şubesi devreye girene kadar. Daha önce futbol şubesini
kurmuş olan Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte Pazar Liginde Türk
oyuncuların sayısını arttırarak üstünlük sağladılar.
Şimdi futbol için her şey
hazır gözüküyor. Fakat o dönemde Devlet-i Aliye-yi Osmaniye zor günler
geçiriyor. Ülke gırtlağına kadar borca batmış ve tüm mal varlığını yabancı
ülkeler yönetiyor. 1910 -1928 yılları arasında maçlar Papazın Çayırında (Union
Club Sahası) daha sonrasında ise 1929-1947 yılları arasında ise Fenerbahçe
Stadı ve daha sonra Gezi olaylarının patlak vereceği Taksim topçu kışlası
içerisindeki Taksim Stadında yapıldı. Bu arada İstanbul’da ilk yapılan statlar
ise ahşaptan yapılmış e tek tribünü olan Fenerbahçe ve Beşiktaş ile Ortaköy
arasında Çırağan sarayı içerisinde bulunan Şeref Stadıydı.
Taksim Stadı
Papazın Çayırı
Osmanlı Has ahırı nasıl İnönü Stadyumu
oldu…
Taksim stadı içinde bulunduğu
kışla ile birlikte kaldırılınca 1939 yılında İstanbul’a modern bir stat
yapılması gerektiğine karar verildi. O zamanlar genç Türkiye Cumhuriyet’inin
başında Milli Şef İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olarak görev yapmaktadır. Hemen
dönemin stadyum konusunda uzman İtalyan mimarı Paolo Vietti ülkeye davet
edildi. Beraberinde Türk mimarları Fazıl Aysu ve Şahin Şahingiray Dolmabahçe
sarayının eski has ahırlarının üzerinde kurulacak olan stadın projesini
çizdiler. Stadın temelleri 19 Mayıs 1939 yılında temeli atıldı ama hemen
arkasından 2. Dünya savaşı başladığı için inşaata uzun bir süre ara verildi.
Savaşın sonlarına doğru stadın inşaatı için bir hareketlilik oldu ve 19 Mayıs
1943 yılında tekrar temel atma töreni gerçekleşti. Bu sefer işler hızlı
ilerliyordu, hatta has ahırlar kolayca yıkılmıştı ki bu sefer de sorun olarak
Gazhane tesisleri ortaya çıkmıştı. Buradaki tesislere dokunmadan stadyum
planına uygun bir şekilde yapıldı. Tabi ki eksikleri vardı stadın, Dolmabahçe tarafındaki
sütunların üzerine konması planlana disk ve cirit atan sporcu heykelleri ve
tunç rölyefler takılmadı.
Osmanlı Has Ahırları ve Gaz Hane
İnönü mü? Mithat paşa mı?
Gelelim stadın açılışı ve
ismine, Stat nihayet bitmişti. O zamanın parasıyla 5.000.000 TL mal olmuştur.
Rakamı büyüklüğü için kısa bir bilgi vereyim 1 Amerikan Doları 2.82 TL idi.
Stat yapımı tamamlandığında isim konusunda bir fikir oluşmuştu. Dönemin
Cumhurbaşkanı ve Atatürk’ün silah arkadaşı İsmet İnönü’nün soyadının
verilmesine karar verildi. O günden bu günlere hiçbir şey değişmemiş siyasi
hayatımızda. Stadın açılış günü geldiğinde yani 27 Kasım 1947 senesinde semtin
takımı Beşiktaş ile İsveç temsilcisi AIK Solna takımları arasında bir maç
tertip edildi. Aslına bakarsanız ilk maç Fenerbahçe ile AIK Solna arasında
olacaktır, ama İsveç takımının uçağı sis nedeniyle gelemediği için bu tarihi
açılışın günü ve de takımı Beşiktaş olarak değiştirilir. Gelelim maça aslında
bu maç bir efsanenin sonu, bir başka efsanenin ise başlangıç maçı
niteliğindedir. Bu maçta Hakkı Yeten futbolculuk kariyerinin sonlarında, genç
Süleyman Seba ise daha başındadır. 3-2 biten maçın ilk golünü 21 yaşındaki
Süleyman Seba atar ve tarihin tozlu sayfalarına adını yazdırır.
1951 yılına gelindiğinde
siyasi iktidar el değiştirmiş ve ülke artık çok partili sistem ile
yönetilmektedir. Genç Türkiye Cumhuriyetinin yeni partisi 1951 yılında İnönü
Stadyumu olan ismi ilk Kanun-i Esasiye’yi hazırlayan Suriye Valisi ve Sadrazam Mithat
Paşa’nın ismini vermişlerdir. (Bugün ki siyasi hayatla o zaman ki siyasi hayat
biraz benziyor galiba.)
1974 yılında ülke de siyasi
iktidar değişmiştir ve Dolmabahçe’deki stadın ismi de siyasi iktidarla birlikte
son kez değişir. Stadın adı artık İnönü Stadyumu olarak kalacaktır.
Bir Stadyumdan ötesi
Yazının giriş ve biraz da gelişme
bölümünde beton bir yapının tarihinden bahsettik bu bölümde ise biraz daha
insani duyguların ön plana çıktığı durumlar yani anılardan bahsedeceğiz.
Eğer bir Beşiktaş
taraftarıysanız ya da orta yaşın üstünde bir futbol severseniz ilk futbol
maçınızı İnönü stadyumunda seyretme ihtimaliniz çok yüksektir.
Ağaçlı yoldan yavaş yavaş
yürürsünüz ilk gözünüze çarpan sol tarafınızdaki Dolmabahçe sarayında nöbet
tutan askerler olur. Yürümeye devam
ettiğinizde uzaktan eski açık görünür ve sonunda yol ayrımına geldiğinizde tüm
ihtişamıyla karşınızdadır İnönü Stadyumu.
Benim İnönü stadyumu ile
ilgili ilk anım 1994-1995 sezonunda ligin 29. Haftasında ve 9 Nisan tarihinde
oynanan Beşiktaş – Antalya maçıydı.
Maç günü geldiğinde okuldan
arkadaşlar ile semtte buluştuk. Maç saatine kadar Abbasağa’ da bulunan ve o gün
ki adı Beşiktaş Orta Okulu olan yerde ve köy içinde zaman öldürdük. Şimdiler de
olduğu gibi maça yarım saat önce gidip yerine oturup maçın başlamasını
beklemiyordun. En 2 saat önce stada gideceksin iyi bir yer kapacaksın ki maçı
seyredebileceksin. Bizde böyle yaptık ve Gazhane tarafındaki yeni açık
tribününde yerimizi aldık. Adından da anlaşılacağı gibi tribünün üstü o
zamanlar kapatılmamıştı. Daha sonradan yeni açık tribünün üstü kapatıldı ama
adı yeni açık olarak kaldı. Stada girdik ama koltuk yok, betondan bir zemin,
kapıda girerken girişimci arkadaşlar kalın süngerden oturmanız için parçalar
satarlardı. Neyse maç saati yaklaştıkça benim heyecanım artıyordu. Yıllardır
desteklediğim takımın futbolcularını canlı olarak izlem keyfini yaşayacaktım.
Maç saati geldiğinde futbolcular yavaş yavaş sahaya çıkmaya başladılar. Bir
klasik olarak tüm tribünler futbolcuları kendi bulundukları bölüme çağırıp
sevgi gösterisinde bulundular. Stat
hoparlöründe takım kadroları anons edilmeye başladı;
2.
Recep Çetin Yedekler;
3.
Mutlu Topçu 12.Şener
Kurtulmuş
4.
Gökhan Keskin 13.Ali
Günçar (Küçük Ali)
5.
Alpay Özalan 14.Ali
Gültiken(Büyük Ali)
6.
Ertuğrul Sağlam 15.Rıza Çalımbay
8.
Oktay Derelioğlu
9. Mehmet Özdilek
10. Sergen
Yalçın
11. Metin
Tekin
Tribünler her futbolcu
adından sonra “Oley” tezahüratını istisnasız olarak bağırdılar. İstiklal
marşımız okunurken de bundan sonra sık sık göreceğim Kartal pençesi ile de bu
maçta tanıştım. Maça hakem Ahmet Çakar’ın düdüğü ile başlandı. Maç başladığında
bir yandan maçı izleyip diğer yandan ise çılgınlar gibi tezahürata eşlik
ediyordum. Her zaman olduğu gibi “ÇARŞI” grubu yine tüm stadı kontrol altında
tutuyordu. İlk yarıda Beşiktaş Deniz tarafındaki kaleye yani Eski Açık
tribünlerinin olduğu tarafa akın ediyordu ve çok kayda değer bir olayda olmadı.
Tek kayda değer olay bence futbolun konsomatrislerinden biri olan Antalyaspor’ lu
Cafer Aydın 44. Dakikada sarı kart görmesiydi.
İkinci yarı başladığında daha
istekli bir Beşiktaş vardı ve benimde bulunduğum tribün tarafına hücum
ediyordu. 61. Dakikada genç Mutlu Topçu yerine adına besteler yapılan Fani
Madida oyuna girdi. Dakika 62. Olduğunda hakem Ahmet Çakar Beşiktaş lehine
penaltı noktasını gösterdi. 63. Dakika topun başına geçen Şifo Mehmet kaleci
Adnan ile topu ayrı köşelere gönderdiğinde skor tabelasında Beşiktaş:1
Antalyaspor:0 yazıyordu. Kronometrelerin 70. Dakikayı gösterdiğinde yeni
transfer Oktay Derelioğlu’ nun golü ile 2-0 önce geçtik. Bundan sonra oyunu
korumak adına ilk golün sahibi Şifo Mehmet’i oyundan alıp yerine bir sene sonra
futbolu bırakacak olan emektar Rıza Çalımbay oyuna girdi. Maçın sonuna kadar
rölantide giden oyunda tam bitiş düdüğü çalmak üzereyken Cafer Aydın’ın golü
ile skor 2-1’e geldi ve bu şekilde maç sonuçlandı. Stattan bir çıkışımız var sanki savaşa
gidiyoruz herkes bir birini kolluyor ki grup dağılması, o zamanlar cep telefonu
olmadığı için bir birinizi kaybettiğinizde yandınız. Ertesi günü okula
gittiğimizde kısık bir ses ve galip takımın taraftarı olmanın verdiği mutluluk
yüzümüzden okunuyordu.
1994-1995 sezonu ile ilgili
son bilgi Beşiktaş 79 puanda ezeli rakibi Fenerbahçe’nin 3 puan önünde şampiyon
olmuştu. Aynı sezonda Aykut Kocaman 27 golle gol kralı tacını giymişti.
İkinci anım ise 2004-2005
sezonunun 22. Haftasında oynanan Beşiktaş-Sakarya spor maçıdır.
Benim için özel olan kısmı
ise maçtan bir gün önce 26.02.2005 tarihinde ilk çocuğum dünyaya gelmişti. Çok
fazla detaya girmeden kısa bilgiler vereceğim. 27.02.2005 tarihindeki maçı 2-1
gibi bir skorla kazandık. O maçta golleri daha sonra Fenerbahçe’ye transfer
olacak ve arkasında çok küfür edilecek olan Tümer Metin ve ilk defa transferden
para kazandığımız futbolcu olan John Carew atmıştı. Sakarya spor tarafında ise
kaleci Şenol Karagöl’ün annesi ile ilgili yapılan tezahürat hafızamda kalan
kısımlar olmuştur. Maçı yağmurlu bir günde yeni açık tribününün kapalı
tarafında seyretmiştim.
Alın size bir anı daha;
2003-2004 sezonun ilk
yarısının son haftasında oynanan Beşiktaş – Çaykur Rize maçını locadan seyretme
şerefinde nail olmuştum. Bir dönem kapalı tarafında kutu olarak tabir edilen
yer dâhil tribünün üst kısımları loca olarak düzenlenmişti. İşte bende tam kutunun
olduğu yerde bu maçı seyrettim.
100. yılında şampiyon olan
Mircea Lucescu’lu Beşiktaş yeni sezonda da fırtına gibi esiyor en yakın rakibi
ile arasındaki puan farkı 11 olmuş, tüm otoriteler bu iş böyle giderse ligin
heyecanı kalmaz gibi safsatalarla eyyam yapıyorlardı. Tam da Beşiktaş üzerinde
oyunlar oynanmadan önceki son maçtı. En net hatırladığım Çaykur Rize takımında
eski Beşiktaş’lı Ali Eren Beşerler takım kaptanı olarak çıktığını gördüğümde
kardeşime “Olum bu herif kaptan olarak çıkmış bunu kim sakinleştirecek” dedim
ve Ali Eren maçın 55. Dakikasında kırmızı kart ile oyundan atıldı. Maçı
Beşiktaş 5-3 kazandığında goller Sergen Yalçın(2), Ahmet Hassan Kamel(2) ve
Gürol Azer kendi kalesine atmıştı.
Zafer ve Önemli Anlar
1958-1959 Sezonu
Beşiktaş:1 – Real Madrid:1
Bu maç aslında bir zaferden
öte bir miladın başlangıcı niteliğindedir. Maçın 64. Dakikasında golü atan Kaya
Köstepen Beşiktaş’ın Avrupa kupalarındaki ilk golünü atmıştır.
1997-1998 Sezonu
Beşiktaş:3 – Paris Saint
German:-1
1 Ekim 1997 tarihinde oynanan
maçta Oktay Derelioğlu’nun 5 ve 41. Dakikada bulduğu goller ile ilk yarıyı 2-0
önde kapattı. İkinci yarının 66. Dakikasında PSG’li İtalyan oyuncu Marco
Simone’nin golüne dakika 83’te Ertuğrul Sağlam’ın golü ile cevap veren Beşiktaş
maçı da 3-1 gibi net bir skor ile kazanmıştı.
2000-2001 Sezonu
Beşiktaş:3 – Barcelona:0
19 Eylül 2000 tarihinde İnönü
stadında oynana maçta dünya devi Barcelona ile Beşiktaş’ın karşılaşmasında
herkes İspanyol takımını favori olarak görüyordu. Fakat kimse İnönü stadında
taraftarını arkasına alan Beşiktaş’ın neler yapabileceğini tahmin edemiyordu.
Maçta baştan sonra harika oynayan Beşiktaş Ahmet Dursun (2) ve Pascal Nouma’nın
golleri ile rakibini sahadan boynu bükü ayrılmasını sağladı.
2007-2008 Sezonu
Beşiktaş:2 – Liverpool:1
24 Ekim 2007 tarihindeki
maçtan önce İngilizlerin küstah açıklamaları ile ortamı germeyi çabalıyorlardı.
Futbolda en güzel cevap sahada verilir mantığı ile oynayan Beşiktaş müthiş
oyunu ve tribünlerde yıllarca unutulmayacak ve rakip futbolcuların maçı bırakıp
tribünleri izlediği maçta rakibini Serdar Özkan ve Bobo’nun golleri ile yendi.
Cevabı da İngiltere’ye iadeli taahhütlü olarak İngiltere’ye gönderdi.
Dinamo Kiev karambolü
Bence Beşiktaş için Avrupa
kupası eşleşmeleri öncesinde kura çekmeden önce Dinamo Kiev’in direkt bizim
gruba yazılması gerektiği kanısındayım. Hemen hemen iki yılda bir bu takımla
eşleşiyoruz. 2011-2012 sezonunda yine rakibimiz Dinamo Kiev ve ilk maç 3 Kasım
2011 tarihinde İnönü stadında oynanıyor. İlk yarısı berabere biten maçta ikinci
yarının 67. Dakikasında Egemen Korkmaz’ın golü ile öne geçtik. Daha sonra iki
takımda pozisyonlar girdiler. Fakat 90+ da köşe vuruşu kullanan rakip takım tüm
futbolcuları ile bizim ceza sahamızın içerisinde idi. Toplam 22 futbolcu 16*40
m lik alan içerisinde yani ana baba günü gibi. Köşe vuruşundan sonra ortalık
toz duman boşa topa atlayanlar mı, vurduğu top kendi futbolcusuna çarpması mı,
kaleye giden topun öne atlayanlar mı? Daha neler neler oldu 1 dakikanın
içerisinde ve gelişine vurulan topun auta çıkması ile bitti hengâme. Bu bir dakikalık
süre içerisinde stattaki ve televizyon başındaki taraftarlar öldü öldü
dirildiler. Kalp hastaları dil altı haplarından iki tane yuttular belki de.
Son söz
Yukarıda anlatmaya çalıştığım
anılar gibi nice anılar biriktirdim cebimde belki de. Her maçta ayrı bir
tezahürat öğrendim. Ama en çok hoşuma giden rakip takımlara belki de korku
salan “Burası İnönü burdan çıkış yok” tezahüratıdır. Şimdiler de stat yeniden
yapılmış ve ismi değişmiş olsa bir halen bizim için “Burası İnönü”
Saygılarımla…
BABA EVİ BELGESELİ











Yorumlar
Yorum Gönder